Summio

Kitap

Dolandırıcı Manifestosu

1970'lerin New York Şehri'nin acımasız, komik ve tehlikeli dünyasına, doğru yola girmeye çalışan ama sürekli yeraltı dünyasına geri çekilen eski bir "mal kaçakçısı" olan Ray Carney'nin gözünden dalın.

13 dk okuma4.6 / 5

Mevcut diller

Özet önizlemesi

Crook Manifesto: 1970'ler New York'unun Kirli Ruhuna Derin Bir Dalış

Selam millet! Haydi gözünüzde canlandırın: 1970'ler ve New York şehri... Düşünün ki şehir tam bir çöp yığını, ama öyle böyle değil, havalı bir çöp yığını! Sokaklar çöpten geçilmiyor, suç oranları tavan yapmış, şehir iflasın eşiğinde ve polisler resmen radikal bir grupla çatışıyor. İşte Colson Whitehead'in muhteşem romanı "Crook Manifesto"nun sahnesi tam olarak böyle bir yer. Bu sadece bir hikaye değil; adeta suç geriliminin yoğunluğuyla keskin sosyal hicvin inanılmaz bir karışımıyla hayat bulan, şehrin kenarında sallandığı bir duyusal şölen. Whitehead'in neden bu kadar iyi bir hikaye anlatıcısı olduğunu size hatırlatacak türden, sizi alıp bırakmayan bir kitap.

Fırtınanın Ortasındaki Adam: Ray Carney

Hikayemizin merkezindeki adamımız Ray Carney. Kendisi, saygın bir mobilya mağazası sahibi olmaya, yani kafasını beladan uzak tutmaya, işini büyütmeye ve hayatını yoluna koymaya çalışan biri. Ama işin püf noktası şu: Ray eskiden bir dolandırıcıydı, yani çalıntı malları elden çıkaran biriydi. Ve bu New York'ta "düzgün olmak" oldukça esnek bir kavram. Ray tam bir aziz değil ama sert bir suçlu da değil. O, meşru hayallerini bildiği yeraltı dünyasının ayartıcı çağrısıyla dengelemeye çalışan, o karmaşık orta noktada duruyor.

1971: Kaosu Ateşleyen Kıvılcım

Her şey 1971'de başlıyor. Ray, kızı May için Jackson 5 konserine bilet bulmak zorunda. Kulağa masum geliyor değil mi? Yanlış. Bu basit istek onu bir tavşan deliğine sürüklüyor. Eski bir polis bağlantısını arıyor, adam yardım etmeye istekli ama tabii ki karşılığında bir şeyler istiyor. Ve işte tam o anda, Ray'in "oyundan" uzak durma çabası inanılmaz derecede karmaşıklaşıyor ve açıkçası, konseri kaçırmaktan çok daha tehlikeli hale geliyor. Whitehead'in parladığı yer tam da burası. Çürüyen bir şehri resmediyor ama bu çürüme hayat, enerji ve karanlık bir mizahla dolu. Politik ve sosyal gerilimler bıçakla kesilecek kadar yoğun: NYPD ile Kara Kurtuluş Ordusu arasındaki mücadele, iflasın eşiğindeki şehir. Tam bir barut fıçısı ve Ray Carney'nin tek derdi, kendini havaya uçurmadan bir mum yakmaya çalışmak.