Özet önizlemesi
Wittgenstein'ın Tractatus'u: Bir Felsefe Devrimine Giden Yol
Selamlar! Wittgenstein'ın o meşhur Tractatus Logico-Philosophicus kitabını konuşmak mı istiyorsunuz? Harika bir seçim! Bu kitap, felsefenin Rubik Küpünü gözü bağlı çözmeye çalışmak gibi bir şey; zorlu, yoğun ve muhtemelen beyninizi biraz yoracak ama başardığınızda inanılmaz tatmin edici. Wittgenstein'ın dil, mantık ve düşünce evrenini haritalandırma ve felsefi problemlerimizin nereden kaynaklandığını anlama konusundaki erken dönem denemesi olarak düşünebilirsiniz. Temelde diyor ki: "Felsefede boğuştuğumuz şeylerin çoğu kelimelerle ilgili bir karışıklık!" Oldukça iddialı, değil mi? Bertrand Russell, kitabın önsözünü yazan kişi, bu esere hayran kalmış ve bir dahi ürünü olarak nitelendirmiş. Nispeten kısa bir kitap ama boyutuna aldanmayın. Her cümle anlamla dolu ve birbirini takip eden numaralı önermelerle matematiksel bir inceleme gibi
Ana Fikir: Wittgenstein Nelerden Bahsediyor?
Tractatus'un özü, dil, düşünce ve gerçeklik arasındaki ilişki üzerine kurulu. Wittgenstein'ın asıl meselesi, dilin sınırlarını – yani neyi anlamlı bir şekilde söyleyebileceğimizi – belirlemek. Dilin dünyayı 'resmettiği' fikrini ortaya atıyor. Bir cümleyi bir şema veya harita gibi düşünün. Sadece, tarif etmeye çalıştığı gerçekliğe benzer bir mantıksal yapıya sahip şeyleri temsil edebilir. Bu fikre Anlamın Resim Teorisi deniyor. Wittgenstein'a göre bir önerme, olası bir olayı temsil edebiliyorsa anlamlıdır. Eğer hiçbir şeyi resmetmiyorsa, yani dünyayı inceleyerek doğrulanıp yanlışlanamıyorsa, derin görünse bile özünde anlamsızdır. Bu çok önemli çünkü bunun anlamı, varlığın doğası, iyilik, benlik veya Tanrı gibi konularla ilgilenen geleneksel felsefenin çoğunun temelde söylenemez şeyler hakkında konuştuğu anlamına gelebilir. Bu şeyler önemli