Summio

Kitap

Korkunç Tudorlar Johnston

Tudor hükümdarlarının karmaşık, acımasız ama her zaman büyüleyici dünyasına dalın. Her şey şatafatlı balolar ve gösterişli elbiselerden ibaret değil!

21 dk okuma4.8 / 5

Mevcut diller

Özet önizlemesi

Tudor Hanedanı: İngiltere'nin En Çalkantılı Dönemine Samimi Bir Bakış

Selam millet! Bugün Tudorlar dünyasına dalıyoruz, hazır mısınız? Tarih kitaplarının o cilalı, süslü sayfalarını bir kenara bırakın. Tudorlar, bildiğimiz anlamda 'harika' olmaktan çok, inanılmaz derecede ilgi çekici, karmakarışık ve çoğu zaman acımasız bir şekilde 'berbat'lardı. Masallardaki prensesler ve krallar yerine, İngiltere'yi kökten değiştiren, bugüne kadar yankıları süren bir miras bırakan bir aileden bahsediyoruz. Burada söz konusu olan sadece güç, hırs, inanç değil; aynı zamanda en büyük sahnede yaşanan kişisel dramalar ve entrikalar. Bu Tudor destanı, aslında İngiltere'yi bir savaşla kazanan ve ömrü boyunca onu elinde tutmaya çalışan Henry VII ile başlıyor. Onun oğlu, meşhur ve gösterişli VIII. Henry'nin babasıydı. VIII. Henry de sırasıyla VI. Edward, I. Mary ve I. Elizabeth'i bize miras bıraktı. Her birinin kendine has bir

Tudorların Şafağı: VII. Henry'nin Mücadelesi

VIII. Henry ile ilgili o 'çıtır çıtır' konulara dalmadan önce, babası VII. Henry'ye bir selam çakmamız lazım. Bu adam kraliyet ailesinden gelmiyordu; tacı kendi kazanmak zorundaydı. 1485'te Bosworth Sahası Muharebesi'ni kazanarak tahta çıktı ve bu olay, Lancaster ve York Hanedanları arasındaki on yıllarca süren o kanlı iç savaş olan Güller Savaşı'nı sona erdirdi. Sahneyi hayal edin: bir savaş alanı, bir kral (III. Richard) kafasına kılıç yemiş ve pat, yeni bir hanedan doğuyor. Ama tahtı kazanmak bir şeydi, onu elde tutmak bambaşka. VII. Henry bir hayatta kalma ustasıydı, pragmatikti ve dürüst olalım, biraz da cimriydi. Güçlü bir krallığın tam bir hazineye ve güvenli bir ardıllık zincirine ihtiyacı olduğunu biliyordu